Siyaseten bakarsak, 2002 yılından bu yana girdiği tüm seçimleri kazanan Cumhurbaşkanı Sayın R. Tayyip Erdoğan, başarılıdır. Keza, Chp genel başkanı olduğundan beri, neredeyse girdiği bütün seçimleri kaybeden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da başarısızdır.
Bunu ben söylemiyorum. Ölçüt bu. Futbolda da benzer bir durum söz konusudur. İstanbul’ un üç büyük kulübünden birisi, sezon sonunda şampiyon olur genelde. İşte bu kulüplerden şampiyon olamayan diğer ikisi, başarısız addedilir. Daha doğrusu hem teknik, hem de idari yönetimleri başarısız olmuş demektir. Bunu da ben söylemiyorum. Burada da ölçüt bu. Ha, bu ölçütleri kim koymuş, kim belirlemiş derseniz, e başarılı olanlar! İlginç!
Türkiye dışında da durum hemen hemen aynı gibi. Derinlemesine bir inceleme veya gözlem yapmış değilim. Ancak yurtdışında da, hem siyaseten, hem de sporda, başarılı olmanın ölçütleri benzer.
Tabi bazen, bilhassa sporda, istikrarın önemine binaen, sorumlular, koltuklarında oturmaya devam ediyorlar. Ne zamana kadar? Tekrar tekrar başarısız olana kadar. Yahut başarılı olup, bir sonraki başarısızlığa kadar… Oysaki dünyada yaşama becerisi göstermenin de bir ölçütü olsa idi, büyük çoğunluğumuzun hayatiyeti son bulabilirdi. Ama işin aslı öyle değil. Yani kazın ayağı öyle değil. Hayatta kalmak, kariyer yapmak ile doğru orantılı aslen. Ne demek istiyorum; şunu demek istiyorum. Diyelim ki, siz orta halli bir ailenin çocuğusunuz. Bir çocuk için başarı nedir? Türlü türlü şeyler olabilir elbette. Ama bu konudaki temel ve genel kıstas, elbette okul hayatınızda göstermiş olduğunuz performanstır. Yalansa yalan deyin! Yani siz, eğer okulda aldığınız notlarla, ailenizin göğsünü kabartmıyorsanız, bilhassa matematik ve fen bilimlerinde yüksek bir ortalama tutturamadıysanız, vay halinize! Hadi buna da yalansa, yalan deyin. Diyemezsiniz! Çünkü ne yazık ki doğru! İlk ve orta öğretimi bitirdiniz, üniversiteye girebildinizse ne ala. Giremezseniz, aptal, sorumsuz, tembel vs… bir yığın sıfat hakkınızda hayırlı olsun. Diyelim ki sınava girdiniz, ama öyle baba bir üniversitenin kallavi bir bölümüne değil de, filanca üniversitenin falanca bölümünü kazandınız. Ayvayı yeme durumunuz gene pek de az değil. Belki aptal demeyecekler ama tembel olduğunuz konusundaki iddiaları sabit kalacaktır. Örneği çok. İnanmayan, komşusuna sorsun yahut aynaya baksın. Hele şu KPSS ile atanıp atanamama durumu var ya. Sanki hayatınızın geri kalanı sadece bu sınavın sonucuna bağlıymış gibi davranmalar var ya, hastasıyım bu tavırların. Bu tavrın merkezi olan ebeveynler, başarılı olabilecek nice gencin hayatını kurtardıklarını zannederek, onları 657 nin karanlığına hapsediyorlar. Şimdi memurlar benden davacı olacak vallahi. Yahu, memur olarak halinden memnun olana lafım yok. Benim lafım, çocukken astronot, cerrah, pilot, müzisyen, oyuncu, balerin, hattat, plastik sanatlar vs… hatta uzun yol kaptanı, tır şoförü gibi meslekleri hayal eden gençlerin, hayallerinin üzerine kabus gibi oturan ana babalara. Boğaziçi Üniversitesinin yahut ODTÜ nün herhangi babayiğit bir bölümünü kazanmak değildir başarılı olmak! Başarılı olmak, sizin çocuğunuzun, çocukluk faaliyetlerinden dahi ödün vererek ders çalışıp, konu komşuya hava atmanıza vesile olacak üniversiteye kaydolması da değildir! Çok basit! Başarılı olmak, hayallerinin peşinde koşmaktır! Ona ulaşamasan bile, o yolda ter dökmektir, mücadele vermektir. Sonuç alamasan da, kendin olamasan da, senden sonrakilere güç vermektir, ilham olmaktır, örnek olmaktır! Ah bu analar, ah bu babalar! Yahu sen kendin, alamadığın, gıpta ettiğin ne varsa, çocuğun sıkıntı çekmeden sahip olsun istiyorsun. Bir sor bakalım, çocuğun bunu mu istiyor be adam, be kadın! Mahvediyoruz çocuklarımızın gelecek hayallerini! Koskoca ümitlerini! Her şeyin para, makam, mevki ve kariyer olduğuna inandırıyoruz onları! Sen inanmışsın ya, sözde hayatın sillesini yemişsin ya! Yemeseydin! Kazansaydın ODTÜ yü, Boğaziçi‘ni! Sen becerememişsin, şimdi konu komşuya “benim evladım doktor olacak, mühendis çıkacak” diye kasım kasım kasılmak için, kırbaçla başında bekliyorsun, test kitaplarının arasında kaybolan çocuğunun! Sen hayal bile kuramamışsın, ya da kurduğun hayallerinin peşinden koşamamışsın, o gücü kendinde bulamamışsın ya, çocuğunu da kendin gibi beceriksiz sanıyorsun! Yapmayın!... diyeceğim de…. Nerdeee!....
[email protected]